-
1 gefräßig
oburpisboğaz -
2 herum
(irgendwo) hier herum bura(lar)da bir yerde;anders herum öbür türlü; öbür tarafa;falsch herum ters/yanlış (tarafa);rechts herum sağa dön(ünce usw);so herum o/bu/şu tarafa -
3 Jenseits
Jenseits n <Jenseits; o pl> öbür dünya, ahiret;fam jemanden ins Jenseits befördern b-ni öbür dünyaya yollamak -
4 Jenseits
-
5 quer
1) enine, enlemesine, çapraz;\quer gestreift enine çizgili;die Straße verläuft \quer zur Hauptstraße sokak [o cadde] ana caddeyi kesiyor;das Auto stand \quer auf der Straße otomobil yol üstünde çapraz duruyordu2) ( schräg)\quer über [o durch] ... karşıdan karşıya..., bir yandan öbür yana...;\quer über die Straße gehen caddeyi karşıdan karşıya geçmek, caddenin bir yanından öbür yanına geçmek -
6 über
über ['y:bɐ]I präp\über der Straße wohnen caddenin öbür tarafında oturmak;sie wohnt \über uns üstümüzde oturuyor\über der Arbeit einschlafen çalışırken [o iş başında] uyumak3) ( Grenze) üstünde;zwei Grad \über null sıfırın üstünde iki derece\über jdm stehen birinin üstü olmak5) ( infolge) üzerine;\über all der Aufregung hatte ich dich ganz vergessen bu kadar telaş üzerine seni tamamen unutmuştumII präp1) (Richtung: durch) yol boyunca;\über jdn/etw hinweg bir kimseye/şeye aldırmayarak, bir kimseyi/şeyi es geçerek;nach Münster \über Dortmund Dortmund üzerinden Münster'e;\über die Straße gehen sokağı geçmek;\über die Grenze fahren sınırı geçmek;\über eine Mauer springen bir duvarın üzerinden atlamak;bis \über beide Ohren verliebt sein körkütük âşık olmak;bis \über beide Ohren in Arbeit stecken işi başından aşkın olmak2) ( zeitlich)\über Nacht geceleyin;\über das Wochenende hafta sonu(nda);das ist schon \über 3 Jahre her bunun üzerinden 3 yıl geçti bile;\über die Dreißig hinaus otuzunu geçmiş;\über etw hinweg sein bir şeyi arkada bırakmış olmakwas wissen Sie \über ihn? onun hakkında ne biliyorsunuz?4) ( in Höhe von) -lik;ein Scheck \über 4000 Euro 4000 euroluk bir çek;ein Rennen \über 2000 Meter 2000 metrelik bir yarış5) ( von mehr als)\über eine Stunde bir saatten fazla;Kinder \über 12 Jahre 12 yaşından büyük çocuklar6) ( mehr und mehr)Autos \über Autos otomobil üstüne otomobil7) ( mittels) yoluyla;\über ein Inserat ilan yoluyla8) ( Überordnung)\über jdn herrschen/Macht haben birine hükmetmek/sözü geçmekes geht nichts \über Fußball futbolun üstüne yok;jdn/etw \über alles lieben bir kimseyi/şeye herşeyden çok sevmek1) ( mehr als) üzerinde, -den (fazla);\über zwei Meter lang/breit uzunluğu/genişliği iki metrenin üzerinde, iki metreden (fazla) uzun/geniş;sind Sie \über 30? 30'un üzerinde misiniz?2) ( völlig)er wurde \über und \über rot kıpkırmızı kesildi3) ( Zeitraum)die ganze Nacht \über bütün gece boyunca1) ( übrig)da ist noch Kuchen \über daha pasta var2) ( überlegen) üstün (in -de);geistig ist sie mir \über zekâca benden üstündür -
7 gefräßig
gefräßig adj obur -
8 jenseitig
jenseitig adj öbür dünyaya ilişkin -
9 quer
quer ['kveːɐ] adv aykırı, çapraz(lamasına), enine; (diagonal) verev, köşegenlemesine; (rechtwinklig) diklemesine;quer durch, quer über (A oder D -in) bir ucundan öbür ucuna; -
10 Seite
Seite f <Seite; Seiten> taraf, yan; (Buchseite) sayfa;fig auf der einen (anderen) Seite bir (öbür) taraftan;auf der linken Seite sol tarafta;auf jemandes Seite sein b-nin tarafında(n) olmak;etwas auf die Seite legen para biriktirmek/arttırmak;jemandem zur Seite stehen b-ne destek olmak;jemanden auf seine Seite bringen (ziehen) b-ni kendi tarafına almak (çekmek);starke (schwache) Seite kuvvetli (zayıf) taraf;von dieser Seite betrachtet bu taraftan bakınca -
11 sonstig
sonstig adj başka(ca), öbür, kalan -
12 übernächst
übernächst adj öbür;übernächste Woche bir sonraki hafta -
13 verfressen
verfressen adj fam obur -
14 Vielfraß
Vielfraß m <Vielfraßes; Vielfraße> fam obur -
15 andere
andere(r, s) pron1) ( verschieden) başka, ayrı, diğer, öteki, öbür;mit \anderen Worten yani, diğer bir deyişle;\andere Kleider anziehen başka giysi giymek, üstünü değiştirmek;ein \anderes Mal başka bir zaman;das ist etw \anderes bu başka [o ayrı] (bir) şeydir;kein \anderer başka hiç kimse;nichts \anderes als -den başka (hiç) bir şey;alles \andere als -den başka her şey;zum einen..., zum \anderen... bir yandan..., diğer yandan ise...;ich bin \anderer Meinung ben başka fikirdeyim;alle \anderen ötekilerin hepsi;es blieb mir nichts \anderes übrig yapacak başka bir şeyim kalmadı;es bleibt mir nichts \anderes übrig, als selbst hinzugehen oraya bizzat gitmekten başka çarem kalmadı;unter \anderem bunlardan başka;der eine oder \andere içlerinden biri;der eine..., der \andere... biri..., diğeri...;und vieles \andere mehr ve başka bir çok şey daha;es kam eins zum \anderen bir olayı başka bir olay izledi, olaylar arka arkaya geldi;jemand \anderes başka birisi;einer nach dem \anderen teker teker;eins nach dem \anderen sırayla;\andere Saiten aufziehen ( fig) gemini kısmak, sıkıya almak;sich eines \anderen besinnen fikrini değiştirmek2) ( folgend)von einem Tag auf den \anderen bir günden ötekine;am \anderen Morgen/Tag ertesi sabah/günü -
16 befördern
befördern*vt1) ( Waren) taşımak;jdn an die frische Luft \befördern ( fam) birini kapı dışarı etmek;jdn ins Jenseits \befördern birini öbür dünyaya postalamak2) ( im Beruf) terfi ettirmek (zu -e);sie wurde zur Abteilungsleiterin befördert bölüm şefliğine terfi edildi; ( im Kaufhaus) reyon şefliğine terfi edildi -
17 entgegengesetzt
1) ( Richtung) ters;in \entgegengesetzter Richtung ters yönde;am \entgegengesetzten Ende der Stadt kentin öbür ucunda -
18 Fleisch
-
19 Fleischfresser
etçil, et obur -
20 gefräßig
- 1
- 2
См. также в других словарях:
öbür — sf. Öteki, diğer Tünelin öbür ucunda tekrar ufak tefek ışıklar belirmişti. R. N. Güntekin Birleşik Sözler öbür dünya öbür gün … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür dünya — is., din b. Ahiret Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller öbür dünyayı boylamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür gün — zf. Yarından sonraki gün Annem öbür gün kendi kendine gidiyor. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür dünyayı boylamak — ahireti boylamak O rahmetli katırın yerine ben öbür dünyayı boylardım. O. C. Kaygılı … Çağatay Osmanlı Sözlük
obur — (Lənkəran) parça, tikə. – Səkinə, bi obur balığ verərsə:n? … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
obur — sf. Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen (kimse) Kendi derecesinde olmamakla beraber o da hatırı sayılan oburlardan. R. N. Güntekin Birleşik Sözler etobur … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak — söylenen söze önem vermemek Fakat bütün bu sözler benim bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyordu. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
yarın öbür gün — ileride, yakın bir zamanda … Çağatay Osmanlı Sözlük
dünyanın öbür ucu — çok uzak yer … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir (veya sağ) elinin verdiğini öbür (veya sol) elin duymasın — yapılan bir iyilik gizli tutulmalı, onunla övünülmemelidir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir elle verdiğini öbür elle almak — yapar göründüğü bir iyiliği, sağladığı bir çıkarla ödetmek … Çağatay Osmanlı Sözlük